Dünyayı Kurtaran Adam

DünyakurtaranYetmişli yada seksenli yıllarda doğmuş olupta Cüneyt Arkın hayranı olmayan erkek çocuk yoktur herhalde. Bende seksenli yıllarda bir çok filmini izledim ama sanırım  bilim kurgu türüne olan ilgimden dolayı sayın Cüneyt Arkın’ın senaryosunu yazdığı Çetin İnanç’ın  yönettiği 1982 yapımı Dünyayı kurtaran adam filmi hafızamda ve anılarımda önemli bir yer tutmaktadır.

Baştan söyleyeyim ben filmi dönemin şartları ve Türk bilim kurgu filmlerinin ilk örneklerinden  olması sebebi ile başarılı buluyorum ancak filmde bir çok yadırgadığım noktada yok değil. Bu yazıyı yazmamın sebebi izlemeyen okuyucularımız varsa bizde de bundan 33 yıl önce çekilmiş o dönemin efsane akrobatik aktörü sayın Cüneyt Arkın’ın başrolünü oynadığı içinde Star Wars sahnelerinin de olduğu bir “kült(!)” bilim kurgu filmi olduğunu göstermektir.

Şimdi filme gelebiliriz, filmi izlediğim dönemlerde ortalığı kasıp kavuran bir hollywood başyapıtı Star wars serisine olan hayranlığımı söylememe sanırım gerek yoktur. Babamı sadece bu filmin karakterlerinin ve her türlü uzay gemisinin birebir maketlerinin sergilendiği harbiyedeki oyuncak fuarına götürdüğümü ve oradaki Star Wars standındaki filmin karakterlerinin ve uzay gemilerinin birebir maket ve oyuncaklarını bir saat ten fazla incelediğimi bugün gibi hatırlıyorum.

İşte bu hayranlık dolayısıyla ve filmin bana göre çok başarılı yapılmış afişlerinin de etkisiyle Dünyayı Kurtaran Adam filmi bende o zaman hemen ilgi uyandırdı ve filme kuzenimle gaziosmanpaşa daki şu an mevcut olmayan Zengin sinemasına izledik. Filmin ilk giriş sahnesinde  filmin konusu hakkında bilgilendirilmek amacı ile hazırlanmış bir metni o dönemde çocuk olmam nedeni ile olsa gerek bana çokta saçma gelmesede yıllar sonra tekrar izlediğimde gülümsememe neden olduğunu söyleyebilirim. Bu sahneden sonraki bölüm ise Star wars filminin sinema perdesine yansıtılması ve perdenin önüne geçerek pilot kaskı takmış olan Cüneyt Arkın ve Aytekin Akkaya’nın uçuyormuş hissi verdirilerek çekilen sahneyle devam ediyor ikisininde sanırım uzayda yükselmek yada inişe geçme kavramının olmadığı hakkında o dönem bilgisi yoktu ki filmde böyle efsane bir sahne var:

Film bu sahneden sonra Türkiyemizin  en turistik yerlerinden biri olan Ürgüp’te geçiyor. Genelde Cüneyt Arkın filmlerinde görmeye alıştığımız, atlama, zıplama, uçan tekme gibi sahnelerin dışında sanırım bilim kurgu filmine uygun olsun diye ellerin erimiş tunç madenine sokularak “demir el” haline getirilip peluştan yapılmış uzaylıları yok etmesi ve içlerindeki pamuğun dışarı çıkartılması esasına dayanan “dünyayı kurtarma” girişimleri ile devam ediyor.

Kostümlerin o dönemki imkanlar doğrultusunda bile çok kötü olduğunu söyleyebilirim. Filmi çocukken ilk izlediğimde bilim kurgu aksiyon filmi olarak  yıllar sonra ise aynı filmi komedi filmi olarak izleyeceğim gerçekten aklıma  hiç gelmezdi. Film için kendi adıma kötü diyemem o dönemin yeşilçam şartlarında ve teknolojisinde kötü bir film değil ama Star Wars’un rüzgarı ile tamamen gişe amaçlı yapılmış bir imitasyon olduğunu söyleyebilirim. Hem biraz tebessüm hemde bilim kurgu filmi sevip te bizden de ne tür örnekler var diyenler için izlenmesi gereken bir film olduğunu söylemeliyim.

Şimdiden iyi eğlenceler dilerim film en azından bu konuda hakkını verecektir…

Bir Cevap Yazın