Kısa Hikaye:Bağlantı/ Connection (Volume 1)

“Sen bu cümleleri okuyorsan eğer ben bu gerçekliği kurmuşum demektir”

 

spitzer_2006_2011

Bölüm 1

Akşam çalıştığı kafeyi kapattıktan sonra kafenin iki üst katındaki evine “tek kişilik dünyasına” geçti. Çok fazla eşyası olmayan odasında ihtiyacı olan her şey vardı. Gerektiğinde yatak olabilen bir “L” koltuk, abur cuburların özgür dünyası bir sehpa ve sehpanın tam karşısında hem bilgisayar hem de televizyon için ekran vazifesi gören geniş ekran bir televizyon. Kapıdan girdiğinde onu hemen iki adım ötesinde Mıyvıy karşıladı. Çoklarının uğursuz diye nitelendirdiği siyah bir dişi kediydi Mıyvıy. Yalnızlığını paylaşan birkaç arkadaşının dışındaki tek canlı. Belki daha sonra Mıyvıyın hikâyesinden bahsederim size.

Tüm gece Ceyhun’la yine aynı konu üzerine kafa patlatmışlardır. Karadelikler, teorik fizik, başka dünyalar ve elbette ki böyle düşünmelerinden dolayı sistemdeki hata olduklarını hissetmeleri. Bilim Kurguya olan meraklarının altında da aslında var olma sebeplerini sorguluyor olmaları yok muydu?

 

tumblr_inline_mvjspfBLdz1qa5y9k

Bütün gece kara deliklerin neden ışığı çektiğini tartıştılar. Elbette klasik yanıt yüksek çekim gücüydü. Ancak bu kadar basit olmazdı bir anda ışığın günümüzde yüksek hızlı veri transferi yapmak için kullanıldığı akıllarına geldi, o halde evrende var olan ışıkta pekâlâ veri taşıyor olabilirdi, karadelikler de bildiğimiz Ethernet portları benzeri bağlantı noktalarıydı Ceyhun bu fikri önce “Aman canım tek akıllı biz miyiz eğer öyle olsaydı daha önce fizikçiler bunu farketmezmiydi?”  diyerek birlikte gülmelerine sebep olsa da hemen benimsedi Bütün gece üzerinde konuştular. Bugün bir karadeliğe girme durumu söz konusu olsa her ikisi de düşünmeden kendilerini olay ufkuna doğru bırakırlardı. Bizim de sıramız gelecek diye düşünerek koltuğa doğru ilerledi.

Koltuğa gömüldükten hemen sonra her şeye yarayan tek kumandası ile televizyonu açtı. Ardından bilgisayarın power tuşuna basarak ekranda işletim sisteminin ana ekranını görene kadar bekledi. Rutin olarak yaptığı gibi maillerine bakmaya başladı. Maillerini kontrol ederken birden yeni bir mail uyarısı ile irkildi. Yeni gelen mailin kimden geldiği belli değildi mailde bir link ve tek bir cümle vardı.

“Uyanmaya hazır mısın” ?

Bilim kurguya ve teorik fiziğe kendini bildi bileli ilgili olmuştu. Bunu bilen arkadaşlarının ona yaptığı bir şaka oluğunu düşündü bu mailin.

Gülümseyerek linke tıkladı. Ekrandaki Windows ekranı yerini karanlık bir ekrana bıraktı birden. Sonrada bilgisayar DOS ekranına düşerek aşağı doğru bir sürü kayan yazı ekranda görülmeye başladı. Sinirlenmeye başladı artık bunun bir virüs olduğunu düşünüyor ve kendi kendine hayıflanıyordu. Bilgisayara reset atmak için ayağa kalktığı anda ekrandaki yazılar tamamen silindi. Ve cursor siyah boş ekranda yanıp sönmeye başladı.

Merak daha ağır bastı ve olacakları izlemek için yerine tekrar oturdu. Ekrandaki cursor sağa doğru her hareketinde bir harf bırakacak şekilde ilerlemeye başladı. İki kelime vardı artık ekranda;

“Uyanmaya Hazır mısın”?

“Evet, için (1) Hayır için (2) ye basın”

Aklına Matrix’te Morpheus’un Neo ya sorduğu “Mavi hap mı kırmızı hap mı “ sorusu geldi. Gülümsedi en fazla ne olabilirdi ki 2000 yılında da dijital felaket olacak bilgisayarlarınızı açmayın safsatasına inanmamış bilgisayarını açıp “ne olacak bakalım” diye başında beklemişti. “o zaman da hiçbir şey olmamıştı şimdi de olmayacak tabi ki” dedi.Gözünü bilgisayar ekranına dikmiş mıyvıy’ın irileşen göz bebekleri ve derinden hırlama sesine aldırış etmeden eli klavyede ki 1 tuşuna gitti ve çok fazla da düşünmeden evet anlamında ki 1 tuşuna bastı.

Bölüm 2

Atilla kafeyi kapatana kadar onunla vakit geçirmiş sonrasında “Kal o kadar bilim kurgu konuştuk bir bilim kurgu filmi izlemeden gitme” ısrarına rağmen eve dönmeye karar vermişti. Temmuz ayı akşamları da etkisini gösteriyordu artık. Birkaç metre sonra kilosunun da etkisi ile terlemeye başlamıştı. Adımlarını yavaşlatarak sıcak havayı ciğerlerine çekti. “Haydi, bakalım” diyerek tekrardan normal hızda yürümeye başladı.

Gaziosmanpaşa’nın ara sokaklarından yürüye yürüye eve gitmesi yirmi yirmi beş dakika sürerdi. Yabancı olanların gündüz dahi tek başına yürümekten çekineceği bu sokaklar onun semtiydi. Çingene mahallesinden elleri cebinde kafasında bir sürü düşünce ile geçtiğinde saat gece yarısını bulmuştu.

Cep telefonuna gelen mail uyarısı ile kendine geldiğinde eve çok az bir mesafe kalmıştı. Gecenin karanlığında telefonun ışığı gözünü alıyordu. Uygulamadan mail kısmına girerek yeni gelen mailler kısmını açtı. Hem yürüyor hem de kimden geldiğini bilmediği mailin açılmasını bekliyordu.

Maili üçüncü kez okudu ama bir anlam veremiyordu. Biri şaka mı yapıyordu? Telefonunun rehberini açtı ve orada Atilla’nın numarasını bularak arama tuşuna bastı. Bu akşam o kadar teorik fizik uzay zaman konuştuktan sonra onun bu mailde bir parmağı olabileceğini düşünüyordu.

“Aradığınız numaraya şuanda ulaşılamıyor lütfen daha sonra tekrar deneyiniz”

Telefonu hoşnutsuz bir şekilde kapattı. “Neyse” diye geçirdi içinden eve de gelmişti “Bilgisayardan bakarım” diye düşündü.

Eve girip üstünü değiştirmesi ve bilgisayarın başına geçmesi arasında geçen on on beş dakikalık zaman diliminde hala okuduğu mesaja anlam vermeye çalışıyordu. Mail kutusu sonunda açıldı. Gelen mailde yazan Uyanmaya hazır mısın” cümlesini tekrar okudu. Cümlenin hemen altında verilen linke düşünmeden hızlıca tıkladı. Ekran DOS ekranına düşüp aşağı doğru kayan anlamsız yazıları gördüğünde elleri otomatik olarak “ctrl+alt+del” kombinasyonuna gitti. Ancak daha tuşlara basamadan ekrandaki yazılar kayboldu ve beyaz bir cursor yanıp sönmeye başladı ekranın sol üst köşesinde.

“Bu ne şimdi gece gece” diye söylendi. Yerinden kalkıp buzdolabından bir bira alıp tekrar ekranın başına geçti. Ekranda beliren yazıyı gördüğünde soğuk biradan daha bir yudum almıştı ve onu da neredeyse üzerine döküyordu. Yazıyı tekrar okudu;

 

      “Uyanmaya Hazır mısın”?

“Evet, için (1) Hayır için (2) ye basın”

“Atilla bunu mutlaka görmeli” dedi kendi kendine. Birasından bir yudum daha aldı ve gülümseyerek evet anlamındaki 1 tuşuna bastı.

 

Bölüm 3

Transporter Ship
Transporter Ship

Amiral :”Bütün bağlantılar hazır mı”?

1.Subay :“Evet Amiral; son bağlantıyı da birkaç saniye önce tamamladık”

Amiral David Robinson 1.Subayı Valerie Hoggat’tan gelen her şeyin tamamlandığı bilgisi ile köprüdeki yerini aldı. Önündeki monitörden bilgileri okumaya başladı

“Toplam bağlantı kurulan: 9 kişi

 Neil deGrasse Tyson: Active

Stephen Hawking: Active

Kip Thorne: Active

Michio Kaku: Active

Lawrence Krauss: Active

Carl Sagan: Closed

Morgan Freeman : Active

Ceyhun Ateş: Awaiting Connection

Atilla Meriç: Awaiting Connection

 

Başını monitörden kaldırıp köprü üzerindeki dev ekrana baktığında 1. Subay yanına gelmiş FTL motorlarının hazır olduğunu ve Perseus Takımyıldızına doğru rotanın hazır olduğu bilgisini verdi.

Persius Takımyıldızı
Persius Takımyıldızı

Dev ekran dokuz kareye bölünmüş ve her karede bir insan yüzü ve sağ tarafında yaşam belirtilerini gösteren bilgiler vardı. Atilla ve Ceyhun da hemen büyük ekranın ortalarına yakın bir yerde yan yan duruyordu. Gözleri kapalı oldukları halde sağ taraflarında hayat belirtilerinin normal olduğunu gösteren kalp ve tansiyon göstergeleriyle diğer kişilerin arasındaydılar. Beklenen son iki bağlantı onlardı ve şimdi bu bağlantılarda gerçekleşmişti. Amiral görevin başarılı olduğunu ve harekete geçebileceklerini belirten işareti verdi. Yüzünde huzurlu bir gülümseme vardı.

Tüm bu insanlar devasa bir aktarım gemisinin alt hangarında özel kapsüller içerisinde uyutulmaktaydılar. A tipi Transport Ship evrendeki diğer aynı model iş arkadaşları gibi görevini belirtilen zamanda tamamlamış ve kendi evrenine açılan ana geçide ulaşmak için dünyadan 220 milyon ışık yılı uzaktaki Perseus Takımyıldıza doğru Amiralin emri ile yola çıkmıştı.

…….Devam edecek…….

 

Writen by Ceyhun Ateş & Atilla Meriç since 2015

Ceyhun Ateş

Ceyhun Ateş

Cep telefonunun olmadığı, internetin henüz icat edilmediği, siyah beyaz televizyonların tek kanallı yayın yaptığı bir zamanda doğdu. Teknolojik devrimin ortasında ilk gençlik yıllarını Mac Gyver izleyerek ve Cylonluların aslında varolabileceğini düşünerek geçirdi. Profesyonel bilim kurgu dizi ve film izleyicisi olarak kişisel yolculuğuna devam etmektedir.

Bir Cevap Yazın